Recent Posts

Miljenko Jergovic, Avrupa, Amerika ile birlikte Libya’yı imha etti…

Miljenko Jergovic, Avrupa, Amerika ile birlikte Libya’yı imha etti, şimdi ise Libyalı boğulanlar için dehşete düşüyor.

Yazan Miljenko Jergovic – jutarnji list Zagreb

indir-1Dünya tarihinde ilk defa 1912 yılında Libya’dan bahsedildi. İtalya’nın Fransa, Büyük Britanya, Avusturya Macaristan ve diğer küçük Balkan ülkelerinin yanına geçip Osmanlı’nın Avrupa ve Akdeniz’de ki parçalanmaya başlayan topraklarına göz dikmişti. Bu tarihten önce bu bölge İstanbul’dan yönetilen Osmanlı’nın Trablus Garb vilayeti yada Trablus Garb Krallığı olarak biliyordu, bir süre de Karaman Eyaleti yönetimi altında kaldı. Libya’da ki İtalyan hakimiyeti Mussolini’nin düşüşüne kadar sürdü. Bu düşüşün ertesi yılında 1951’de Libya’lı müttefiklerin ayaklanması sonuç verdi ve Libya krallığı oluştu. 1969 yılında Muammar al Gaddafi  önderliğinde genç subaylar, Kral Idris’i kansız bir şekilde devirdiler.

Yıllar geçtikçe Gaddafi islamizm ve marksizmin karışımı spesifik bir ideoloji oluşturdu ve Libya Arap Cemahiriyesi’ni kurdu. Demokrasisi olmayan ancak eğitimin anaokulundan doktoraya kadar ücretsiz, sağlık masraflarının karşılandığı ve halkın bütününü yani altı milyonunu da kapsayan sosyal güvenliğin (Yıllık ortalama kazanç 12.000$) bulunduğu bir ülkeydi. Çoğu Arap yönetici petrol yataklarını bulduktan sonra ya oligarşisini kurar yada Amerika Birleşik Devletleri’nin kontrolü altında olan aşırı zenginlerin yönettiği elit bir yönetici kesim oluştururdu. Ancak Gaddafi bunlara karşın sosyal bir ülke kumuştu. Etkin bir fonksiyonu olmasa da bir diktatör gibi yönetiyordu ülkeyi. Dahası bazen kanlı bir diktatörlük halini alıyordu, ancak yerel halkın ve yabancıların hayatları diğer zenginlik içerisinde yaşayan ekonomisi ve siyaseti Amerika’nın kontrolü altında olan Arap ve Müslüman ülkeler ile karşılaştırılamayacak kadar rahat bir yaşam sürmekteydi.

Önemi olan bir başka nokta ise: Amerikan Sudii Arabistan’ın da, Amerikan Irağ’ın da, Amerikan Filistin’in da ve Amerikan Mısır’ın da bulunan Müslüman olmayan azınlıklar yok oldu.  Ancak Gaddafi’nin Libya’sında ve Asad’ın Suriye’sinde olduğu gibi bütün azınlık dinleri ve milletlerine saygı duyuluyordu. Bu yüzden Libya, çoğunluğu Hristiyan olan Afrikalı ve Arap işçiler ve  Mısırlı Kıptiler, için en uygun yerdi.

Libya’da Amerikan ve Avrupalı askeri darbelerde, bu büyük güçler kara harekatı yaparken, yerel isyancılara Amerikalı denizcilerin verdiği destek ile birlikte Libya Arap Cemahiriyesi çöktü. Gaddafi ise Avrupalı ve Amerikalı televizyon istasyonlarını mutlu edecek şekilde bir köpek gibi öldürüldü. Bundan kısa bir süre sonra Tripoli’de bulunan Amerikan büyükelçisi öldürüldü ancak Birleşik Devletler bunu çok büyütmedi. On yıllar boyunca Gaddafi’nin oluşturduğu sıkıntı bitmiş, bütün petrol altyapısı Amerikan kontrolü altına verilmiş ve yönetimlerine Amerikalılar getirilmişti. Sonunda bu güçlerin amacının ne demokratik sorunlar, ne insan ne kadın hakları ne hapishanelerde ki durum ne de muhalefet sorunları olduğunu asıl amaçlarının petrol olduğu görülmüştür.

Bu gün artık Libya yok. Libyalı halkın önünde iki seçenek var. Ya kaos içinde bulunan ve yöneticisiz oldukları bu ortamdan açlık  ve ölümden kurtulmak için Avrupa’ya kaçacaklar yada IŞİD’in çağrılarına cevap verecekler. Eğer hayal gücünüz varsa Bingazi’de doğmuş bir akranınızı veya orada doğmuş, eğitimini almış ve büyümüş olan bir ikiz kardeşiniz olduğunu düşünün. Siz neyi seçerdiniz: Plastik bir kayık içerisinde Akdeniz’i aşıp, şöyle yada böyle olan bir ülkenizi yıkan ve sevin yada sevmeyin başında bulunan Gaddafi’yi öldürenlerden medet mi umardınız yoksa batıya ve onlardan gelen her şeye karşı gelen ve haçlı olan her şeye savaş açan tarafa mı giderdiniz. Eğer ilkini seçerseniz batarak ölürsünüz yada daha iyi bir durumda bir mülteci kampına gidersiniz. Eğer ikinci seçeneği seçerseniz yine ölürsünüz ancak ölmeden önce bütün öfkenizi kusabilirsiniz.

Daha birkaç ay önce hatırlarsanız islamistlerin bir deniz kenarında şanssız Kıptilerin getirdikleri ve başlarını kestikleri korkunç videoyu izledik. Kesim anını izleyemedik tabi ki de ancak duyduğumuz şey daha korkunçtu. Bu Kıptiler Gaddafi zamanında izinleri olmadan illegal olarak yaşıyordu Libya’da. Bu şekilde yaşayan farklı din ve millettin mensubu olan milyonlarca insan vardı. Batılı Hıristiyanlar Gaddafi’yi ve onun ülkesini yok ettiklerinde ülkede bulunan Hristiyanların artık kimseleri kalmamıştı. Onları IŞİD’in yüksek duvarlı, duvarlarının en üstünde keskin tellerin bulunduğu toplama kamplarına koyacaklarına, islamistler basitçe kafalarını kesmeyi tercih ettiler. Hem Avrupalı hem de Amerikalı bütün kanallar bu  videoyu göstermesi oldukça saygısızcaydı. Eğer Liberal demokrasi için bütün bunlar yaptıysanız yada Hıristiyan değerleri için petrol kuyularını ele geçirdiyseniz neden bu Hristiyanları da kurtarmadınız?

Akdeniz’de Avrupa-dışı  ve Amerika etkisinde bulunmayan ülkeler, başta Libya olmak üzere, Cezayir, Tunus, Fas, Ürdün ve Suriye’dir. Bu ülkeler Afrikalı göçmenlerin Avrupa’da yok olmalarını engelleyen sosyal bir baraj niteliğindeydi. Ekmek bulmak amacıyla yada politik  ve din teröründen kaçmak için bu insanlar, dillerinin, kültürlerinin ama en önemlisi barınaklarını coğrafi olarak yakın olan bu ülkelerde buluyorlardı. Batı, Libya’yı imha ettikten, Cezayir’i başsız bırakıp korkuttuktan, ekonomik, askeri ve politik olarak bitirdiği Suriye’den sonra, sadece Afrika’da ki insanların göç edebilecekleri yerlerini yok etmekle kalmadı oraya önceden gitmiş olanları da kaçmak zorunda bıraktı. Onlarla birlikte yerliler de kaçmaya başladılar: Hem de kötü ticari gemilerin veya plastik teknelerin içinde kaçıyorlar. Avrupa bu insanların yerleşebilme ihtimaline karşı dehşete kapıldı ve onlara, mavi Akdeniz mezarlığını ve onların Auschwitz’ni hazırladı.

Onlar için Avrupa’nın temsili olan Lampedusa adası ise şanslıların ulaşabildiği bir yerdir. Öğrencilere utancı, büyüklere ise “bir daha asla”‘yı öğretmek için olacak burası. Eğer ki Avrupa hayatta kalabilir ve birliğine devam ederse o zaman Lampedusa’da ki öğrenciler Auschwitz’deymiş gibi gezi düzenleyebilecekler. Kaç on binlerce kişi battı? Ve kaç kişinin daha batması gerekiyor ki insanların kafasında, Libya’nın ve bu boğulan insanların yok edilmesi ile Avrupa-Amerika arasında yaşanan petrol savaşı arasında ki basit mantığı kurabilsin. Ve iki yüzlü bir şekilde bu yaşananlara insani felaket olarak nitelendirebiliyorlar.  Evet bu insani bir felaket, Amerika’nın bütün dünya çapında bulunan toplama kamplarından oluşan bir felaket. Bu felaketin başında en sembolik olanı Guantanama’da yaşananlardır. Ülkelerini ve toplumlarını yok ettiniz, bunun sebebi olarak da, İslam dünyasında ki kadın haklarını, konuşma özgürlüğünü ve azınlık haklarını gösterdiniz. Bütün varlıklarını ellerinden aldıktan sonra Avrupa’ya giden duvarları kaldırdınız ve ülkenize girmelerine bile izin vermediniz, şimdi ise deniz onların ölü cesetlerini sizin plajınıza çıkardığında iğreniyorsunuz. Peki şimdi bu insanların kafalarını kesenler ile kendi denizinizde onları boğdururken ne farkınız kaldı? Yada şimdi Avrupalılar suçludur belki.

Şansıma benim yedinci-sekizinci sınıfımda ki arkadaşlarımın harçlığı benden daha fazlaydı. Onların babalarının yeni beyaz Golf’leri, Jahorina’da yazlıkları vardı, Trpanj ve Hvar’dan ev alıyorlardı. Benim babam Renault 4 annem ise Fica (zastava 750) kullanıyordu. Onların aile fertleri doktor, mühendis, hemşire, şehir planlamacısı, mimar veya normal bir işçi olarak Libya’da çalışıyordu. İki veya dört yıllığa gidiyor ve ardından kontratlarını uzatıyorlardı. Geldiklerinde ise çok fazla para ve bu sıradışı ülke hakkında pek çok hikaye ile dönüyorlardı. Hükümdarının, İsrail hükümdarına benzetiyor ve nasıl çölden medeniyet kurabildiğini anlatıyorlardı. O zamanlar da bugünkü gibi Libya için olduğu gibi özgürlüklerin ve demokrasinin ülkesi olarak bahsedilmiyordu. O zamanlar da Salvador Dali gibi Gaddafi de çılgın olarak anılıyordu. Dünya hükümdarlarından kimse onu bırakın başkan olmasını, ülkelerinde muhtar olmasını bile istemezlerdi. On binlerin annesi ve babası Libya’ya çalışmaya gitmişti ve geri gelen doktorlar ise orada ki uzay mekiğine benzeyen yeni hastanelerden büyülenmişken aslında bizim Cemahiriye’de yaşadığımız kimsenin aklına gelmezdi. Libya’ya gidip tuvalet temizleyip kanal kazanlar yada bizim aramızda ki en normal insanlar bile biz biziz onlar ise onlardır düşüncesi vardı. Biz bu günkü perspektiften baktığımızda Kremlinde ki beyaz ve Washington’da ki siyah Putin’in hatta denizlerini mezarlığa çeviren onların Avrupalı ortaklarının bile ulaşamayacakları bir medeniyet vardı.

iBalkan.net



Šta vi kažete na ovo?

iBalkan.net